Dell EMC Türkiye, Dev Birleşmenin Gücünü Ülkemize de Yansıtabilecek mi?

Dell’in EMC’yi satın almasıyla dünyanın en büyük özel teknoloji şirketi doğmuş oldu. Peki bu birleşme Türkiye için ne anlam ifade ediyor? Yeni şirketin geleceğini, hedeflerini ve birleşme sürecini EPNext ekibi, Dell EMC Türkiye Ülke Müdürü Sinan Dumlu ile konuştu.

Geçtiğimiz yıl Dell’in EMC’yi yaklaşık 67 milyar dolara satın alacağını açıklamasının ardından yasal süreçler geçtiğimiz ay tamamlandı ve iki şirketin bir araya gelmesi için hiçbir engel kalmadı. Bu birleşmeyle aynı zamanda teknoloji dünyasının en büyük özel şirketi olan Dell EMC doğmuş oldu.

xio_bezel_beauty2_fr

Şu an şirket kendi içinde entegrasyon süreçlerini tamamlamakla uğraşıyor. Bu netleştirilmesi gereken pek çok detay ve çözülmesi gereken pek çok sorun demek. Pozisyonların yeniden tanımlanması, birleşen ürün gamı eşliğinde stratejilerin yeniden belirlenmesi, organizasyonel süreçlerin tasarımı, şirketlerin kültürel uyumun sağlanması, aklınıza ne gelirse.

Bu Türkiye’de de yaklaşık 60 kişilik Dell organizasyonuyla 90 kişilik EMC organizasyonunun bir araya gelmesi anlamına geliyor. Türkiye’deki entegrasyon yıl sonuna kadar tamamlanacak ve 150 kişilik Dell EMC ekibi, yeni yılda yeni şirketlerinde hizmet vermeye başlayacak.

Peki bu birleşmenin altında yatan sebep ne? Daha önce EMC Türkiye Genel Müdürü olan, yeni yapılanmada Dell EMC Türkiye Ülke Müdürü unvanını alan Sinan Dumlu’nun ifadesiyle bu birleşmenin sebebi, pazardaki beklentilerinin değişmesiyle birlikte müşterilerin değişen ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilmek.

“Müşteri artık altyapı olarak servis ve uygulamalı mühendislik gibi taleplerini bütün karşılayabileceği, uyumluluk problemleri ve diğer teknik sorunlarla uğraşmayacağı, ölçeklenebilir mimarisiyle her yük altında beklediği performans verebilecek çözümlere ihtiyaç duyuyor” diyor Dumlu. “Birleşmeyle Dell’in sunucu, EMC’nin depolama ve Vmware’in sanallaştırma yeteneklerini bir arada sunabilen bir yapıya dönüşmemiz bize büyük avantaj sağlayacak.”

“İşimizin Önemli Bir Kısmı Şirketlere Yön Göstermek”

Dumlu’nun verdiği bilgiye göre bu birleşmenin ilk sonuçlarını altyapı olarak servis (IaaS) alanında görmeye başlayacağız. Dell EMC için IaaS kavramı sunucu, depolama ve sanallaştırmanın bir araya geldiği bir çözümler bütününe karşılık geliyor.

Doğal olarak bunun bir de yönetim ayağı var. Pek çok parçadan oluşan servis altyapınızı kurguladınız, bunun uygulamalarla olan uyumunu da sağlamak lazım. “Dell EMC olarak bu yapıdan en iyi verimi alabilmeniz için Pivotalisimli bir çözüm sunuyoruz” diyor Dumlu. “Pivotal’i bütün altyapınızı tanımlayarak uygulamaların kullanımı için ideal hale getiren bir üst katman gibi düşünebilirsiniz. Uygulama çalışırken en kapasiteye mi ihtiyaç duydu, daha fazla kaynak mı lazım? Pivotal tüm bu işleri hallediyor.”

Dumlu, Dell EMC olarak bir danışmanlık yönü olduğunu da vurgulamadan geçmiyor: “Günümüzde bulutta doğan şirketler olduğu gibi, geçmişten gelen yapılarını ve sahip oldukları alışkanlıkları dijital dünyaya taşıma çabasında olan şirketler de var” diyor. “Bizim yaptığımız işin önemli bir tarafı da bu şirketlere yol haritası çizmek, yön göstermek.”

“Ar-Ge’ye Verdiğimiz Önemi Kaybetmek İstemedik”

sinandumlu-683x1024Bulutta doğan şirketler demişken, kendi kurguladıkları altyapılarla bulut hizmetleri sunan şirketlere getiriyoruz sözü. Soruyoruz: Amazon, Google, Facebook gibi şirketler kendi teknolojilerini, kendi çözümlerini geliştiriyor ve ortaya koydukları altyapı üzerinden hizmet satıyor. Bu durum, hizmet olarak altyapı kurgulamayı ana iş modeli olarak gören sizin gibi bir şirket için riskoluşturmuyor mu diye soruyoruz.

“Değişen şartlar bizi de kendimizi yenilemeye, yeni yollar keşfetmeye zorluyor” diyor Dumlu. “Sunduğumuz hizmet ve çözümlerle yerel operatörlerin Amazon Web Services veya Microsoft Azure ile rekabet edebilmesine olanak sağlayacak altyapılar kurgulamasına yardımcı oluyoruz. Rakip iş modeli oluşturmalarının önünü açıyoruz. Eğer bu maliyet etkin bir yaklaşım olmasaydı, böyle bir rekabete girmeleri söz konusu olmazdı. Bu hizmeti verenlerin de sonuçta bizim müşterimiz olduğunu unutmamak lazım.”

Devam ediyor: “Ayrıca bu her şeyiyle kendinizi teslim edebileceğiniz bir yaklaşım değil. Yasa ve yönetmelikler gereği faaliyet gösterdiniz sektörde bilgiyi ülke sınırları içinde tutmak zorunda kalabilirsiniz. İş modeliniz kendinize özgü yerel ihtiyaçlara çözüm bulmanızı gerektirebilir. Kendinize bir özel bulut kurup, öncelikli verilerinizi bu yapıda tutarken yedeklerinizi genel buluta aktarmayı tercih edebilirsiniz. Bu nedenle biz bu gibi çözümleri mümkün kılan hibrit bulut yapılarının karşılaşılabilecek pek çok senaryo için ideal olduğunu düşünüyoruz.”

Peki depolamada bu kadar deneyimli bir şirketken, neden EMC bugüne dek bir genel bulut hizmet sağlayıcısı olmayı kendine bir iş modeli olarak görmedi?

“Bu sorunun cevabı şirketin üst yönetiminin bileceği bir şeydir” diyor Dumlu. “Ama kişisel fikrimi soracak olursanız, bugünkü şartlarda üretici olmakla servis sağlayıcı olmak arasında büyük fark var. İkisi de farklı yaklaşımlar gerektiriyor. Örneğin birinde Ar-Ge, diğerinde satış ön planda oluyor. EMC’nin Ar-Ge’ye olan odağını kaybetmemek için böyle bir strateji izlediğini düşünüyorum.”

“Veriyi Aktarmak Başka, Depolamak Başka”

Sinan Dumlu’ya dünyada katlanarak artan veri hacmine rağmen kurumsal veri depolama hizmetlerinde gelirlerin neden benzer bir paralelde artmadığını da sorduk. Dünyada her iki yılda bir 2 kat artan veri hacmine rağmen kurumsal depolama altyapıları satan şirketlerin gelirleri yüzde 2-3 gibi oranlarda kalıyor. Bunun sebebi ne?

Dumlu, bunun sebeplerinden birinin verinin artmasıyla birlikte teknolojinin de ucuzlaması olduğunu söylüyor. Ama en önemli sebep donanımda inovasyona bağlı olarak fiyatların düşmesi değil. Depolama ve veri yönetimine odaklıyazılım çözümleri de aynı paralelde evrim geçiriyor. Veri sıkıştırma, veri tekilleştirme gibi teknolojilerin becerisi her geçen gün artıyor.

“Halka açık şirketlerde küçük hissedarları da korumak için her adımda yatırımcıları ikna etmek zorunda kalırsınız. Karar mekanizmalarınız yavaşlar, rakiplerinize karşısürpriz yapma şansınız ortadan kalkar. Oysa özel bir şirkette bu adımlarla uğraşmak zorunda değilsiniz. Çok daha hızlı karar alabilir, çok daha hızlı sonuca gidebilirsiniz.”

“Dünyada veri artışı olarak gördüğünüz rakamın önemli bir kısmı aslındatekrarlanan verinin taşınmasıyla oluşur” diyor Dumlu. “Tekilleştirme gibi teknolojilerle bunu yönettiğinizde, taşıdığınız veri hacmiyle depoladığınız veri hacmi arasında büyük bir fark ortaya çıkan. Depolama pazarındaki büyümenin veri aktarımına paralel olarak büyümemesinin en temel sebeplerinden biri bu.”

Dumlu, flaş depolama ürünlerinin yaygınlaşmasının daha endüstride önemli sonuçları olacağı görüşünde. “Bilgi teknolojilerinin diğer alanlarındaki gelişim büyük veri, analitik gibi kavramların yüksek hacimli veriyi çok kısa sürede işlemesini mümkün hale getirdi” diyor. “Depolama altyapınızın da bu hıza uyum sağlaması gerekiyor. Bu hıza yetişebilmek için endüstri geleneksel disk çözümleri yerine fiyatı giderek ucuzlayan flaş depolama ünitelerine yönelmeye başladı.”

Bu konuda önemli bir uyarı yapmadan da geçmiyor: “Kurumsal ortamda, analitik ve benzer süreçler için flaş depolama çözümleri kullanmanız gerektiğinde tüketiciler için üretilmiş cihazları değil, kurumsal hizmetler içinüretilmiş olanları tercih etmek lazım. Bu ürünler, yazma-silme döngüsü ve performans olarak çok daha ağır yük altında daha yüksek performans sunmak üzere özelleştiriliyorlar.”

“Özel Bir Şirket Olmamız Hızlı Karar Almamızı Sağlayacak”

“140 bin çalışanı olan dev bir şirkete dönüşeceğiniz büyük bir entegrasyon sürecine girdiniz” diyoruz. “Siz bu süreçle uğraşırken, rakiplerinizin fırsatı değerlendirip avantaj elde etmesi sizi endişelendirmiyor mu?”

Dumlu, bu soruyu şöyle cevaplıyor:

“Halka açık şirketlerde küçük hissedarları da korumak için her adımda yatırımcıları ikna etmek zorunda kalırsınız. Her aşamada yönetim kuruluna girip çıkmak karar mekanizmanızı yavaşlatır. Üstelik rakiplerinize karşı sürpriz yapmaşansınızı da elinizden alır. Oysa özel bir şirkette bu adımlarla uğraşmak zorunda değilsiniz. Çok daha hızlı karar alabilir, çok daha hızlı sonuca gidebilirsiniz. Hem entegrasyon sürecinde, hem de sonrasında özel bir şirket olmanın avantajlarını ortaya koyduğumuzu göreceksiniz.”

Dell ve EMC’nin çakışan ürün gamları ne olacak diye soruyoruz. ”İki şirketin ürün gamında çakışan çok fazla ürünümüz yok” diyor Dumlu. “Dell’in özellikle KOBİ’lere yönelik ürün gamının EMC’yi pazarda tamamlayacağı görüşündeyiz. Dell gelirlerini daha çok kişisel sistemler ve sunucu tarafından karşılıyor. EMC ile çakışan sınırlı sayıdaki ürün gamının ise müşterilere daha çok seçenek sunmamıza yardımcı olacağını, tekliflerimizi zenginleştireceğini düşünüyorum.”

“Bugüne Dek Yaşadığım En Huzurlu Birleşme Süreci”

Son olarak Türkiye’de piyasanın mevcut durumunu, 15 Temmuz sonrası sürecin hizmet verdikleri sektörü nasıl etkilediğini gündeme getiriyoruz. Dumlu şunları söylüyor:

“Türkiye’deki olaylardan bilgi teknolojilerinin alt segmentlerine göre daha az etkilendiğimizi düşünüyoruz. Sonuçta depolama ne olursa olsun bir ihtiyaç. Sadece görev değişimlerine bağlı olarak karar süreçlerinin daha uzun sürdüğünü gözlemliyoruz. 2016’nın ikinci çeyreğinde Türkiye’deki pazar payımız yüzde 42’ye kadar yükseldi. Türkiye’deki pazar payımızı artırmamız sebebiyle gelirlerimizde bir azalmayla karşılaşmadık.”

“Bu benim bugüne kadar çalıştığım şirketlerde karşılaştığım beşinci birleşme süreci. Bunun kişisel olarak gördüğüm en huzurlu birleşme olduğunu söyleyebilirim.”

Türkiye’deki entegrasyon sırasında işten çıkarma olup olmayacağı, her iki şirket kültürü arasında uyumun nasıl sağlanacağı konusundaki sorumuza ise içten bir gülümsemeyle yanıt veriyor:

“Bu benim bugüne kadar çalıştığım şirketlerde karşılaştığım beşinci birleşme süreci. Bunun kişisel olarak gördüğüm en huzurlu birleşme olduğunu söyleyebilirim. Her iki şirketin bir araya gelerek ortaya koyacağı yeni kültürde, farklı yanlarımızın birbirini tamamlayacağına inanıyorum. Türkiye’de herhangi bir işten çıkma olmasını beklemiyorum. Globalde de sınırlı olacaktır.”

Dumlu’ya Enterprise Next okurları için son bir mesajınız var mı diye soruyoruz.

Yanıtı şu oluyor: “Bizi beklesinler, geliyoruz.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir